Burhan Sönmez

İnce Memed çocukken tarlada çalışıyor, çıplak ayakla girdiği çakırdikenlerde bütün gün saban sürüyordu. (BirGün Pazar, 8 Mart 2015)

Başlangıçta söz vardı ve söz yıldızlar katındaydı. Kutsal kitaplardan önce şairler ve destancılar söyledi bunu. (Evrensel, 5 Mart 2015)

Herkes iyi tanır. Yeni bir şey söylemeye gerek yok onun hakkında. İki sözcük yeter: Yaşar Kemal. (Birgün, 1Mart 2015)

Pal Sokağı Çocukları romanında, kentteki çocukların bir oyun alanını koruma çabası anlatılır. (Binooki Yayınevi, "Gezi")

Gabriel G. Marquez, “gerçeğin evine ön kapıdan değil arka kapıdan girilir” der. (Ayrıntı Yayınları, "Gezi Direnişi" ve Notos Edebiyat Dergisi)

Doğum. “Tahir” dediler. Anne ve babasının akrabası Tahir Dayı’nın adıydı bu. Gerçi köyde herkes birbiriyle akrabaydı. (Yapı Kredi Yayınları, “Bana Adını Söyle”)

Yıldızlar, en karanlıkta daha güzel parlar. Şimdi bu ülkenin karanlığına karşı, her yanda yıldızlar parlıyor. (BirGün, 13 Haziran 2013)

Duyduk ki, ağaçları kesmeye niyet etmişsin. Etme. (BirGün, 6 Haziran 2013)

"Bana İsmail deyin" cümlesiyle başlayan Moby Dick (Beyaz Balina) romanındaki hayata benziyor hayatlarımız. (BirGün, 16 Mayıs 2013)

Dante’nin ölümsüz eseri İlahi Komedya’daki bu dizelerde geçen Veronica bir kadın adı değil, Hz. İsa’nın terli ve kanlı yüzünü sildiği mendildi. (BirGün, 11 Nisan 2013)

Terry Eagleton tek romanı Azizler ve Alimler’de “İrlandalılar geçmişi anımsamak zorundalar, çünkü İngilizler unutuyorlar” der. (BirGün, 4 Nisan 2013)

Kürdistan zor çözülen bulmacalarda veya merakla bakılan sözlüklerde değil, bu coğrafyanın bağrındadır. O coğrafyadaki bir cezaevine ziyarete gittim. (BirGün, 28 Mart 2013)

Garip ve zavallı insan! Yedi büyük günahtan birini işledin. Yedi büyük erdemden birini yitirdin. (BirGün, 14 Şubat 2013)

Burhan Sönmez'in Hrant Dink anmasında yaptığı konuşma

Kız geceleyin bileklerini keserken, bir şarkı mırıldandı. Her yerde kar var, dedi, kalbim senin bu gece. (Metis Yayınları, "Bir Dersim Hikayesi")

“Burhan Sönmez’in en çok etkilendiği yazarlar” (NOTOS Dergisi Sayı 31, Aralık 2011-Ocak 2012)

Önce söz vardı. O söz şimdi bizim katımızda ve elimizde. (22 Aralık 2011)

İspanyolların Latin Amerika’yı işgaliyle başlayan isyanların en önemli sembolü Peru’daki İnkaların lideri II. Tupac Amaru oldu. (BirGün, 14 Temmuz 2011)

İngiliz şair ve tiyatro yazarı Harold Pinter, 12 Eylül zulmünün ortalığı sardığı dönemde ülkemize gelmiş, girişimlerde bulunmuş... (BirGün, 31 Aralık 2010)

New York’taki Central Park’ın ana girişinde büyük bir anıt yer alır. Bir süvariyi tasvir eden anıtın altında adı yazılıdır. (BirGün, 18 Kasım 2010)

Eskiden şiir vardı. Şairler nakış işler, ahşap oyar, saray duvarlarını boyardı. Sözcüklerden başka bir şey yoktu heybelerinde. (BirGün, 14 Ekim 2010)

Esengül daha ölmemişti. (BirGün, 7 Ekim 2010)

Her yazının bir hikâyesi vardır. Kal ehli olanlar, yani sözü sevenler içindir bu. (BirGün, 27 Mayıs 2010)

Hermes, terzilerin atasıydı. Beşbin yıl önce Mısır’da yaşadı. Yıldız bilimiyle uğraştı ve göğü, atlas kumaşlar gibi yere serdi. (BirGün, 6 Mayıs 2010)

Erguvan, nisan ayında güneşle birlikte açar. Ona bakmadan yoldan geçenler, bu hayatın çilesini çekmeye mahkumdur. (BirGün, 29 Nisan 2010)

Öldük ölümden bir şeyler umarak, bir büyük boşlukta bozuldu büyü, demişti şair. Ama bu o değil. Vakit var daha. (BirGün, 8 Nisan 2010)

Öğretmen, “Kendinize bir yıldız veya gezegen adı seçseniz, neyi tercih ederdiniz?” diye sordu. (BirGün, 18 Şubat 2010)

Aşk, kalbin hafızasıdır. Unutulan şeyler, aklımızın unuttuklarıdır. Ama kalp hiçbir şeyi unutmaz. (BirGün, 11 Şubat 2010)

Savaş varsa, geride düşmanın işine yarayacak hiçbir şey bırakmamalı. Tarlalar yakılmalı, köprüler yıkılmalı ve kuyular zehirlenmeli. (BirGün, 28 Ocak 2010)

Ölümüz de rahat değil, dirimiz de. Yağmur yağdı, gecekondumuz yamaçtaydı kurtulduk, aşağıları tufan vurdu. (BirGün, 16 Eylül 2009)

Şah İsmail, Rafızilik mezhebini benimserdi. 1501 yılında Safevi Devleti’nin hükümdarı olunca bu inancı yaymaya başladı. (BirGün, 6 Mayıs 2009)

Oyuncakçı bir adam yaptığı oyuncağın konuştuğunu görünce, ona Pinokyo adını verdi. (BirGün, 18 Mart 2009)

Türk Çağatay Devleti’nin hükümdarı Baykara, ömrü savaşlar içinde geçmesine rağmen, sarayında bir bozkırlı gibi keyifli yaşamasını bilirdi (1438-1507). (BirGün, 14 Ocak 2009)

Dünya kendi derdinden bunalıma girince, aklımıza hüzün gelir. Soru sormanın gereksiz kalacağı bir dünya çok mu uzak? (BirGün, 8 Ekim 2008)

Vietnam bağımsızlık mücadelesinin sembolü Ho Şi Minh’in gerçek adı bu değildi, politik çalışmaları sırasında kullandığı isimlerden biriydi sadece, ama anlamlıydı. (BirGün, 1 Ekim 2008)

O zamanlar memleketin göğünde kuşlar kanardı da, biz çocuklar bunu erken gelecek yağmurların habercisi sanırdık. (BirGün, 3 Eylül 2008)

Gece yarısı uykuma doyamadan ağbim beni uyandırmıştı. “Askeri darbe oldu, gelip beni alabilirler” derken, yüzüne uykulu gözlerle bakmıştım. (BirGün, 28 Mayıs 2008)

Voltaire’in adı kadar ünlü romanında Candide, depremde iyi insanların ölümüne tanık olunca, arkadaşının sözlerine hak verir. (BirGün, 21 Mayıs 2008)

1929 yılında Amerika’da yaşanan büyük ekonomik bunalımdan sonra uzaylılara olan ilgi artmış, sadece tehlikenin değil kurtarıcının da uzaydan geleceğine dair bir inanç yerleşmişti. (BirGün, 30 Nisan 2008)

Ehmedê Xanî, aşk destanlarını Kürtçe kelimelerin ahengiyle anlatırdı öğrencilerine. (BirGün, 9 Nisan 2008)

Sene 711’di ve Tarık’ın Müslüman ordusu 12 bin kişiden ibaretti. Bölgedeki Vizigotlar’ın çağrısı üzerine, onların iç kavgalarında bir tarafa yardım etmek için gelmişlerdi. (BirGün, 12 Mart 2008)

Bir Dekabrist’in karısı olmak nasıl bir kaderdir? (BirGün, 5 Mart 2008)